20 Soruda Tansu Çiller Türkiye'sinin Karanlığında Işlenen O Cinayetler

Hikâye malum. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 28 Şubat sürecini de kapsayan dönemde İçişleri Bakanı olduğu başbakanı Tansu Çiller için, "Demiş ki; ben 28 Şubat'ta devlet belgelerini ABD'ye satmışım. Yalnız bu belgeleri görenler AKP'de milletvekili. Buradan ilan ediyorum. Sayın Çiller bunun doğru veya yalan olduğunu açıklamak zorundadır" açıklamasını yaptı. Tek ciddi kitabı ve makalesi bilinmeyen Boğaziçi'li iktisat profesörü Çiller, siyasete girdikten sonra ABD'de de bir servete sahip olduğu haberlerini yalanladı. Kürt milletvekillerinin parlamentoda yaka-paça gözaltına alınıp hapsedilmesinde de Çiller tayin edici bir rol üstlendi. Kürt halkı bizim onurumuz, omurgamız, gururumuz. Tansu Çiller Türkiye'sinin karanlığında Kürt siyasetçi, hukukçu ve işadamlarını hedef alan cinayet zincirinin üzerinden geçen 20 yılda ortaya çıkan "deliller"e rağmen hâlâ hakkında hüküm tesis edilmiş tek fail bile bulunmuyor. Ekonomiden sorumlu bakan ve Başbakan olarak ekonomiyi ve ülkeyi yönetirken şirketlerine tek kuruş vergi ödetmemiş, tuhaf açıklamalarını faili meçhul cinayetler izlemiş, uzun sürmeyen siyasi hayatına onlarca skandal sığdırmış Çiller gibi bir siyasetçiden -kendi ifadesiyle- "siyasi rant üretmek" gibi çılgınca bir imkânsızlık, Çiller ve kendisini pazar günü katıldığı AKP mitingine davet edenlerden başkasının aklına gelir miydi, bilmiyorum.

kumarhane gerçekleri Büyük servetini dayandırdığı holdinginin (Marsan) yıllarca tek kuruş vergi ödemediği kanıtlanan, inkâr ettiği ABD'deki serveti ortaya çıkınca seçim öncesinde "Şehit Anaları Vakfı'na bağışlayacağı" sözünü verip, seçim sonrasında bu sözü unutan Çiller'in eşinin durumu da tartışmalıydı. 20- Çeyrek yüzyıla yaklaşan süreçte açıklamaları ve talimatları tartışılan, ekibinden bazı isimler gecikerek de olsa sanık sandalyesine oturtulan Tansu Çiller'in "şüpheli" olarak ifadesine başvuruldu mu? Bu dava, sadece yakınları katledilenlerin acısına çok gecikmiş de olsa "adalet" ile hürmet gösterme faslında önem taşımıyor. Örneğin Doğu Almanya Genelkurmay Başkanı’nı arayıp, kendi ifadesiyle “Franz” diye ön adıyla hitap ederek "100 bin adet Kaleşnikof" istiyor ve alıyor. Başka bir seferinde o sırada ABD Genelkurmay Başkanı olan Colin Powell’ı arıyor Güreş, “Colin” diyor “Bak PKK azdı. Ama her istediğimi yapabilecek bir ortam veriyorlardı bana. Çiller'in bu açıklamasının hemen ardından, devletin parmağına ilişkin davası yaklaşık 20 yıl sonra açılabilen kanlı bir süreç başladı. Birincisi; "özerklik" bildirimi de yapan BASK modelinin Türkiye için telaffuz edilmesinden rahatsız olan devlet seçkinleri ve birlikte hareket ettiği siyasi kuvvetler Çiller'in söylemine set çekti.

1- 1990 cinayetleriyle ilgili olarak, yargı önünde olmasa da kamuoyunda ağır iddialara muhatap olan Tansu Çiller, suçlandığı olayların rotasına nasıl girdi? Özetlemeye çalıştığım bu atmosfer içinde Çiller, Başbakan olarak o cinayetleri haber veren "tarihi" bir açıklama yaptı da ondan. Çiller, Akşener'e, yazılı açıklamayla, “Benim tarafımdan yapılmayan hiçbir açıklama bana ait değildir. Hava Kuvvetleri'nin bu savunması, 19,5 yıl sonra AİHM'de ortaya çıkan Genelkurmay'a ait uçuş kayıtlarıyla çöktü. Nereden çıktı bu” dediğini aktaran Erez, “Bayram da ondan sonra hayatta kaldı” ifadesini kullanıyor. Liste açıklamasından yaklaşık 19 yıl sonra TBMM Komisyonu'nu Yeniköy'deki yalısında ağırlayan Çiller'e o kanlı listeyi komisyon üyelerinden Sıırı Süreyya Önder yöneltti. 8 Aralık 1994'te sonuçlanan davada Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak "PKK talimatları doğrultusunda bölücü faaliyet yürüttükleri"gerekçesiyle 15'er yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı, Yargıtay 9. Ceza Dairesi kararı onadı. 14 Ocak 1994'te Behçet Cantürk'le başlayan, 25 Şubat'ta avukat Yusuf Ziya Ekinci ile devam eden o cinayet dizisinde Savaş Buldan, Hacı Karay, Adnan Yıldırım, Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Namık Erdoğan, avukat Medet Serhat, DEP'li avukat Faik Candan, Fevzi Arslan, Şahin Arslan ve Ankara'nın Altındağ ilçesinin Yüksekovalı Nüfus Müdürü Mecit Baskın katledildiler.

Şimdi o dönem bize başkanlık yapan İbrahim Şahin’in (dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Dairesi Başkan Vekili) şu anki halini görüyorum da çıldırıyorum. Beni kandıramazsın İbrahim Şahin. Şimdi, Çiller'in "Bu terör ya bitecek, ya bitecek" dediği Türkiye'de şahsına münhasır "milli şuur"la neyi, neleri bitirdiğine birlikte bakalım. 2- Çiller'in rotasını değiştiren ne oldu? Benimle birlikte olanları, bu ülkeye ihanet edenleri söyleyeceğime yemin ediyorum. Öcalan’ın önerdiği hakikatleri araştırma komisyonu açılsın, namusum ve şerefim üzerine yemin ediyorum gider her şeyi anlatırım. Fikret Bila’nın “Bu emirleri verirken Cumhurbaşkanı Özal’a, Başbakan Demirel’e danışıyor muydunuz? Cumhurbaşkanı Demirel, teşkilatın kuruluşunu onaylamadı. Onca organize örtbas etme çabasına rağmen, "millete zulmettik" diyerek ortalığa saçılmış bazı devlet görevlilerinin itirafları üzerine nihayet açılmış bir dava karşısındayız. Aynı konuşmada Tarık Ümit, Fevzi Aslan cinayetini "O konu halloldu" diyerek haber verince Ağar'ın "Çok memnun oldum gözlerinden öperim" diye karşılık verdiğini söylüyor. Çok itirafta bulundu Çarkın. Perpa baskınında bir kız öldü, infaz edildi. AİHM bu dava nedeniyle Türkiye'yi mahkûm edecek, ancak bu milletvekilleri hayatlarının 10 yılını cezaevinde geçireceklerdi.

Diğer Yazılar